KATRAN ve TÜY , modern sanat bilgi ortamı,

Ağustos 3, 2008

Hepimize kolay gelsin !

Kategori: bildiriler — katranvetuy @ 12:31 pm
ORTA SINIFSIZ BİR DÜNYA MÜMKÜN MÜ?
/ 12:34 11 Temmuz 2008

Çok olmasa da zaman zaman rastlamak mümkün: Türkiye kentleşiyor, girişimci ve eğitimli bir orta sınıf büyüyor eksenli yorumlar veya yazılar. Özellikle Milliyet’ten Taha Akyol, belli aralıklarla bu tür yorumları eksik etmiyor köşesinden. Orta sınıf eksenli iyimserlikler, potansiyel olarak demokratikleşmeyi, kırsal kültürden kurtulmayı, uzlaşmayı, liberalliği, eğitim seviyesindeki ilerlemeyi hatta dünyevileşmeyi ve akılcı bir kentsel toplumu taşıyor içinde; ya da geleneksel muhafazakârlıktan farklı, küresel yeni bir muhafazakâr orta sınıf bakışı. Nereden bakılırsa bakılsın, orta sınıfların büyümesini vurgulayan yorumların gizli ya da açık “her şey iyiye gidiyor” iyimserliğiyle malul olduğu söylenebilir. Gerçekten de böyle mi? Kim bu efsanevi orta sınıf?

Orta sınıf kavramı kendi içinde büyük belirsizlikler taşıyor. Kavram, marksist terminoloji içindeki üretim ilişkileriyle tanımlanan, mülk sahibi veya eğitimli küçük burjuvazi kavramından daha geniş olarak tüketim ilişkileriyle tanımlanıyor. Özellikle 1980 sonrası kredi kartlı şişkin ekonomi düşünüldüğünde, kavramın sınırları daha da belirsizleşiyor. Küçük esnaftan, yanında işçi çalıştıran küçük işadamına, oradan öğretmenden mühendise ve bankacıya geniş bir tabakayı oraya tıkıştırmak mümkün oluyor. Kısacası köylülük, proleterya ve burjuvazi arasındaki o muazzam genişlik ve aralıktan bahsediyoruz: Ara sınıflardan… Kapitalizmin tarihini bir ‘orta sınıf efsanesi’ olarak okuyabiliriz. Ya da ‘yükseliş umudu ve düşüş korkusunu’ ustaca yönetmenin tarihi… Nasıl tanımlanırsa tanımlansın, ara konumu ve eğitimi ile orta sınıflar, kapitalist ilişkilerin yeniden üretimi için vazgeçilmez bir aktör konumunda. Özellikle piyasacı ideolojik yeniden üretim bu dinamik kesimi satın almak durumunda. Marx’ın uzun zaman liberal söylem tarafından görmezden gelinen, yalanlanan proleterleşme tezi, yani kapitalist sürecin ve krizin toplumu ara sınıfsız iki safa (burjuvazi ve işçi sınıfı) böleceği bir dünya, orta sınıf efsanesinin kendini konumlandırdığı bir tez olacaktır. Özellikle 1945 sonrası göreli uzlaşmaya dayalı, devletin regüle edici ve yeniden dağıtıcı misyon yüklendiği Keynesyen ‘Refah Devleti’ uygulamaları orta sınıf efsanesi için yeterli malzeme de sağlayacak; Fordist seri üretimin mümkün kıldığı teknolojik yaygınlık (özellikle beyaz eşya) ve eğitimin yüksek öğretim de dahil toplumun alt kesimlerine yaygınlaştırılması, Holywood’un temsil ettiği parlak ‘Amerikan Rüyası’ mitiyle el ele yürüyecektir. Tüketim mallarıyla dolu mutfağında gülümseyen ev kadını, pembe Chevrolle, deterjan ve ötesi…

1970’lerde krize giren bu rüya 1980’li yıllarda piyasacı, devleti deregüle edici bir biçimiyle yeni enstrümanlar kazanacaktır. Bir de Özal’ın köşe dönmeci ‘Orta Direk’ söylemini hatırlamak yeter. 1990’lı yıllara gelindiğinde buna bir de eğitimli, küresel, kentli bir yeni orta sınıf cıvıltısı eklenecektir; tabii 2001 bankacılık krizi darbe vuruncaya kadar. Oysa girdiğimiz yeni evre ve derinleşen neoliberalizmin krizi, orta sınıfların proleterleşme sürecine girdiğine dair fazlasıyla bilgi veriyor. Bugün egemenler bile, marksist tınılı 1929 krizi hayaletinden bahsediyorlar açık açık. ‘Yeniden Keynes’ çağrısı yükseliyor bazı ‘vicdanlı liberaller’ tarafından. ‘Tarihin Sonu’ kitabıyla alternatifsiz piyasacılığın gurusu olan Fukuyama’nın bile son çalışmasının adı ‘Devletin Yeniden Yapılandırması’.

Geçen ay Radikal’deki yazısına ‘Amerikan Orta Sınıfı Kemer Sıkınca’ başlığını koymuştu Ceren Karan. Son beş ayda benzin fiyatlarındaki artış Amerikan orta sınıfını toplu taşımaya yöneltmiş, gıda fiyatlarındaki artış %6,3’e vardığından beri, medya gıda harcamalarında tasarruf reçeteleri yayınlamaya başlamış. Amerika’ya dair başka bir saptama ise orta sınıf cenneti bahçeli banliyölerden şehir merkezine tersine göç yaşanmaya başlaması. Aynı yazıda her 8 Amerikalıdan birinin yiyecek yardımına muhtaç olduğu da belirtiliyor. Kapitalizmin uzun dönemde, istese de artık orta sınıfları satın alabilecek bütçesi olamayacak gibi görünüyor. Belki de ilk kez orta sınıfsız bir kapitalizme doğru yol alıyoruz… Hepimize kolay gelsin!

ali şimşek

WordPress.com'dan blog alın.